İki Ada

 Anlaşılabilir ve bir sonraki hamleleri tahmin edilebilen, basit ama güçlü yaratıkların yaşadığı bir ada vardı. Adada huzur ve sakinlik hâkimdi. Herkes kendi görevine odaklanır, başkalarının işine karışmaz, ortaya çıkan problemlere karşı birlikte ve çözüm odaklı çalışırdı. Bu yaratıklar güzel denilebilecek bir yaşam sürüyordu.

Gündelik hayatları sabah erkenden kalkıp, adaya yılda bir kere gelen; güçleri sonsuz, her şeye kadir ve istedikleri her şeyi elde edebilen, gökten geldiklerine inandıkları kudretli varlıklar için çalışmakla geçerdi. Ormanın derinliklerinde bulunan özel bir çiçek olan Dorila çiçeğinin polenlerini toplar ve uzaydan geldiklerini düşündükleri bu varlıklara sunarlardı. Karşılığında ise huzur ve güven içinde yaşarlardı.

Hayatın sadeliği, problemlerin çözümündeki yaklaşımları, düşüncelerindeki merhamet ve sevgi anlayışı bu yaratıkları sempatik ve zararsız kılıyordu. Adanın son yüz yılında neredeyse hiç problem yaşanmamıştı. Her şey sessiz bir düzen içinde ilerliyordu.

Adanın sahipleri olduğuna inandıkları bu uzaylı varlıklar, bu adadan oldukça memnundu. İstedikleri polenler zamanında ve sorunsuz şekilde toplanıyordu. Bu sahiplerin başka adaları da vardı; ancak o adalarda kimlerin yaşadığını, sahipler dışında kimse bilmiyordu. Aslında adalar, bu uzaylı yaratıcıların birer deney alanıydı ve içlerinde yaşayan yaratıklar da deneyin bir parçasıydı.

Bir gün, uzayın derinliklerindeki başka bir adada bitmek bilmeyen problemler ve zamanında toplanmayan polenler, ada sahiplerini ciddi şekilde rahatsız etmeye başladı. O adadaki yaratıklar diğer adadakilerden çok farklıydı: Daha karmaşık, basit problemleri büyüten, söylenen her sözden farklı anlamlar çıkaran; birbirlerine dost gibi görünüp hücrelerine kadar kıskançlık ve nefret besleyen varlıklardı. Parmak uçlarındaki zehri kullanarak başkalarını kendilerine inandırma kapasitesine sahip bu garip yaratıklar, yaratıcılarının canını sıkıyordu.



Bu iki adayı birbirine karıştırma fikri ortaya atıldı. İlk başta bunun mantıklı bir karar olmadığı savunuldu; ancak yıllık polen miktarındaki düşüş nedeniyle bu riskli fikre sıcak bakıldı. Nasıl başlayacaklarını tam kestiremiyorlardı. Sonunda her iki adanın da nüfusunun yarısını karşı adaya taşımaya karar verdiler. Bu kararı bir bildirgeyle her iki adaya da duyurdular.

Her iki adanın sakinleri heyecanlıydı. Yeni yaratıklarla birlikte yaşamaya başlayacaklardı. Uzaylı yaratıcılar, birinci adadaki daha sade zekâya sahip yaratıklara içten içe acıyordu; çünkü diğer adadaki karmaşık ve karanlık varlıklar tamamen öngörülebilir değildi. Bu basit yaratıkları ne hâle getirecekleri bilinmezdi. Ancak önemli olan polendi; bu yüzden bu planı uygulamak zorundaydılar.

Zaman geçti ve beklenen gün geldi. Her iki adadan da nüfusun yarısı uzay araçlarıyla taşındı. Başlangıçta birbirlerine temkinli yaklaştılar. Gözlerindeki korkuyla her şeyi yavaş yavaş anlamaya çalıştılar.

Basit ada sakinleri zamanla karanlık ve karmaşık yaratıklara ısınmaya başladı. Bir gün içlerinden biri, yanlışlıkla onların parmak uçlarındaki zehri yaladı ve hazdan bayıldı. Bu deneyimi diğer basit yaratıklara anlattı. Kısa sürede herkes bu karanlık yaratıkların parmak uçlarındaki zehri tatmak ister hâle geldi. Daha önce böyle bir haz tanımamışlardı.

Öte yandan, zehirlerinin bu kadar güçlü olduğunu fark eden karanlık ve karmaşık ruhlu yaratıklar büyük bir keşif yaptıklarını anladılar. Bu güç sayesinde primitif gördükleri bu yaratıklara istediklerini yaptırabilirlerdi. Önce bu düşünceden korktular; hatta aralarında itiraz edenler oldu. Ancak kısa sürede kendi aralarında bir karar aldılar: Bundan sonra her iki adanın köleleri ve polen taşıyıcıları bu primitif yaratıklar olacaktı. Karşılığında ise onlara parmak uçlarındaki zehri tattıracaklardı.

Zamanla işler çığırından çıktı. Eskiden sessiz, işlerini zamanında bitiren, problem çözmede atik olan bu primitif insanlar artık aynı değildi. Daha sert, kaba ve kavgacı bir hâle gelmişlerdi. Zehrin etkisi hücrelerine kadar işlemişti. İsteseler de vazgeçemiyorlardı. Bağımlılık tüm bedenlerini sarmıştı ve her iki ada da adeta cehenneme dönmüştü.

Bunu izleyen ada sahibi uzaylılar, yarattıkları canlıların karanlık ve karmaşık yaratıklar karşısında başarısız olduğunu gördüler. Sonunda tek çarenin her iki adayı da polen zehirlemesiyle tamamen yok edip yerlerine yeni yaratıklar koymak olduğuna karar verdiler.

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar