COVİD -19 VE ÖZGÜRLÜKLER

Tarih boyunca bireylerin birey olmalarından ötürü sahip oldukları özgürlüklerin demokratik rejimlerde nasıl sınırlandırılabileceği doktrinde tartışma konusu oluşturulmuştur.Anayasa Hukuku Profösörü Erdoğan Teziç  Temel hak ve özgürlüklerle ilgili getirilecek sınırlamalarla ilgili olarak şu ifadeyi kullanmaktadır ‘’Sınırlamalar istisna özgürlükler asıl olmalıdır.’’ der.Bu ifadeden çıkan anlam şudur Bir özgürlük sınırlama ile çatıştığında özgürlük temel alınacak sınırılamalar istisna kabul edilecektir.Bu temel ilkeden bahsettikten sonra şimdi temel hak ve özgürlüklerin hangi sebeplerle sınırlandırılacağına ile ilgili olarak Anayasanın 13 ve 14 ncü maddelerinde düzenlemelere bakalım.
Olağan dönemlerde Sınırlanmasına ilişkin hüküm onüçüncü maddede vucüt bulurken,Olağanüstü dönemlerde nasıl sınırlandırılacağına ilişkin hüküm 14 ncü maddede hayat bulmaktadır.Sınırlamalar olağan dönemlerde ancak kanunla olabilmekte ve bu sınırlamalar Anayasanın sözüne ruhuna demokratik toplum düzenine laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamamaktadır.Varılan amaç ve elde edilen yarar ararasında denge olması anlamına gelen ölçülülük ilkesinin sınırı ‘’HAKKIN ÖZÜ’’ kavramıdır.Örneğin X ülkesinin sınırları içinde bir gösteri yürüyüşü yapılacak olsun.Bu gösteri yürüyüşü doğrudan yasaklanamamakla beraber farklı bir alan gösterilerek o gösteri yürüyüşünün hakkı korunmaktadır.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında Ülkemiz hakkında hakkın özü kavramına uyulmadığı gerekçesiyle ihlal kararı vermektedir.
Olağanüstü dönemlerde yapılacak sınırlamalarda Anayasanın 14 ncü maddesini incelemek gerekmektedir.
Savaş, seferberlik (…)(veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler (…)(dışında, kişinin yaşama hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.
Bu açıklamalar kapsamında evrensel ilkeler ve uluslararası andlaşmalar temel noktamız olarak kabul edecektir.Ama bireylerin vazgeçilmez,dokunulmaz haklarına dokunulamayacaktır.
 (COVID-19) sonucu gerçekleşen kısıtlamalar ile ifade özgürlüğü ters orantılı mıdır?
Bu sorunun cevabını vermeden önce ifade özgürlügünü tanımlamak gerekir.Ifade özgürlüğü kaynağı düşünce özgürlüğünden alan toplumdaki her birey ve ferdin düşüncelerini gerek adlı makamlar gerek şahıslar önünde herhangi bir ayrıma tabi tutulmaksızın düşüncelerini serbestçe ifade etmelerini içerir.Ifade özgürlüğü yalnız toplumda kabul görmüş düşünceler için değil toplumu şoke edebilecek ve korkuya sebeb olabilecek düşünceler içinde geçerlidir.Bireyin istediğini ifade edebilme hakkının korunabilmesi adına Devletler tarafından Uluslararası Antlaşmalarda teminat altına alınmıştır. Bu andlaşmalardan biride Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi diğeri Avrupa Insan hakları sözleşmesidir.Türkiye Bu iki sözleşmeyi de imzalamış ve Anayasanın 90 /5 fıkrası gereği iç hukukla çakıştıgında bu sözleşmelerin esas alınması gerektiğini söylemiştir.Uluslararasi Andlaşmalara  iç hukuka nazaran üstünlük tanımıştır.Bütün bu genel açıklamalardan sonra
Koronavirüs hastalığı (COVID-19) sonucu ifade özgürlügünün sınırlanıp sınırlanamayacagini inceleyelim .
Anayasanın 13 Ve 14 üncü maddeleri hakkın özüne zarar vermeden elde edilecek yarar ve varılan amaç arasında bir orantı kurulması gerektiğini ifade eder.Alınan bütün önlemler bireylerin ifade özgürlügüne zarar vermemekte devletin hükümranlık yetkilerini kullanması sonucu alınan yetkilerdir.Kaldıkı istisnası olmayan tek hak işkence ve kötü muamele görmeme hakkıdır.Bu açıklamalardan yola çıkarak Koronavirüs hastalığı (COVID-19) sonucu ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının yasalara ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı olmayacağı kanaatindeyim.
COVID 19 Kapsamında haberleşme özgürlüğü kısıtlanabilir mi ?
Kaynağını düşünceleri yayma özgürlüğünden alan haberleşme özgürlüğü ilk kez 1776 tarihli Virginia Haklar Bildirgesinden 16 .maddesinde yer almıştır.1789 Fransız Haklar Bildirgesinde  Düşüncelerin, fikir ve kanaatlerin başkalarına serbeste söylenmesi, insanın en değerli haklarındandır. Her vatandaş serbestçe konuşabilir, yazabilir ya da yayın yapabilir."  Olarak belirtilmiştir.    Özgürlükçü demokrasi anlayışına sahip Amerika Birleşik Devletlerinde 1791 de gerçekleşen kongre de haberleşme hürriyetinin hiçbir şekilde sınırlanamayacağı söylenmiştir.Türk Hukukunda ise haberleşme özgürlüğü Anayasanın 26.maddesinde düzenlenmiştir.Madde de haberleşme özgürlüğünün ancak kamu yararı milli güvenlik vs.sebeblerle engellenebileceği beriltilmiştir.Nitekim Anayasa Mahkemesi yakın tarihli bir kararında Haberleşme hürriyetinin sınırsız olmadığını sınırlandırılabileceğini beriltmiştir.Ceza Muhakemesi Kanununda da iletişimin hangi sebeblerle denetlenebileceğine dair hükümler vardır.Haberleşme özgürlüğünü güçlendirmek amacı ile yalan haberlerin engellenmesi yolunda reformist adımlar atılmıştır.Toplumun genel yararı söz konusu olduğunda yalan haberlerinde kısıtlanabileceği söylenmektedir.Yasal düzenlemeler ışığında haberleşme özgürlüğü sınırlanabileceği yalan haberin ise düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.Bu kapsamda Covid-19 hakkında alınan tedbirlerle ilgili olarak kamu yararı gerekçesiyle haberleşme özgürlüğünün kısıtlanması doğrudur.

Yorumlar

Popüler Yayınlar