MİRAS HUKUKUNUN TEMEL SORUNLARI ÜZERINE
Özel hukuk toplumda yaşayan bireylerin sorunlarını çözebilmek adına kurulmuş ve dizayn edilmiş bir alandır.Taraflar arasında eşitlik söz konusudur.Kendi içinde hukukun en temel alanlarını barındırır.Özel hukukun temel kaynağı isviçreden iktibas edilen Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunudur .Bu kanunların kendi içinde beş kitabı barındırdığı doktrinde tüm hukukçular tarafından ihtilafa gerek kalmaksızın kabul edilmektedir.Bunlar sırasıyla Kişiler hukuku Aile Eşya Miras ve Borçlar Hukukudur.Işte bizim bu yazıda inceleyeceğimiz bu kitaplardan güncelliğini yitirmeyen bir alan olan Miras hukuku olacaktır.
Öncelikle miras kelimesinin ne anlama geldiğini irdeleyelim.Miras,ölen bir gerçek kişinin mal varlığının kapsamında olan gelirlerinin yani aktiflerinin ve borçlarının pasiflerinin kimlere kalacağını inceleyen alandır.Bu tanımdan yola çıktığımızda sadece gerçek kişilerin mirasbırakan olabilecegini anlarız. Kamu ve Özel hukuk tüzel kişileri mirasbırakan olamayacaktır. Miras hukukunun temel kavramlarını sorguladığımızda karşımıza ilk miras bırakan çıkar.Ölüm ve ölüme denk haller(gaiplik,ölmüş sayılma) miras hukukunun uygulanması için ilk şarttır.
Türk Medeni Kanunun 575.Maddesinde ifade edilen "Miras ölümle açılır." halinin istisnasını gaiplik hali oluşturur.
Miras hukukunun ikinci temel kavramını ise Tereke oluşturur.Tereke en basit ifadeyle ölen gerçek kişinin malvarlığı demektir.Külli halefiyet prensibi karşımıza diğer çıkan bir temel kavramdır.Bu prensip şu anlama gelir miras toplu olarak hiçbir işleme gerek kalmaksızın Otomatikman mirasçılara geçer.Mirasçılar miras bırakanın sadece aktiflerini kabul etmeyi şart koşamaz.Hem aktifleri hemde pasifleri mirasçılara geçecektir.
Mirasçı ise hem gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişide olabilecektir.Miras bırakan sadece gerçek kişi olurken mirasçı hem gerçek hem de tüzel kişi olur.Örnegin kişi malvarlığını bir derneğe bırakabilecektir.Mirasçılar kendi içerisinde yasal ve atanmış mirasçılar olmak üzere ikiye ayrılır.Yasal mirasçılar Türk Medeni Kanunun 495 ve 501 arasında düzenlenen kanun gereği mirasçı olan kişileri ifade ederken atanmış mirasçılar murisin iradesiyle mirasçı olan kişilerdir.Örnegin sağ kalan eş çocuk yasal mirasçılardan birkaçıdır.Evlatlık Miras bırakanın bir diğer yasal mirasçısidır.Kanunda yer almayan çocugun yanında yer alan ama çocuk gibi olmayan bir mirasçıdır
Miras bırakan eger ki kendi iradesiyle yasal olmayan bir mirasçıya mal bırakırsa veya o kişiyi bir mirasçı atarsa o kişi Musaleh(Lehine mal vasiyet olunan kışı ) olur.Gelelim Miras hukuku ile ilgili olan son temel kavramımız olan Ölüme bağlı Tasarruf'a.
Miras bırakan tarafından yapılan hukuki işlemler vardır .Bunlar eğer Miras bırakanın ölümünden sonra sonuç doğurursa bu işlemler ölüme bağlı Tasarruf olur.Ölüme bağlı tasarruflar kendi arasında vasiyetname ve miras sözleşmesi olarak ikiye ayrılır.
Bütün bu temel kavramları ifade ettikten sonra gelelim Miras hukukunda hakim olan ve Yargıtay kararlarına konu olan temel ilke olan Favor Testamenti ilkesine .Bu ilke Miras hukukunda işlemlerin ve iradelerin ayakta tutulması anlamına gelir.Ama bu demek değildir ki şekil eksikliklerine miras hukukunda saygı duyulacak.Miras hukuku sıkı şekil şartlarına bağlıdır.
Sonuç olarak ,
Miras hukuku özel hukukun en temel ve en güncel alanlarından biridir.Hukuk Fakültelerinde son sınıfta okutulmasının sebebi diğer pekçok alanla ilişkili ve ilişkili olduğu bütün alanların üzerine inşa edilmesidir.Pek çok temel kavramı bulunmaktadır.Elden geldiğince Miras hukukunda ait işlemler Miras bırakanın iradesini yaşatabilmek adına ayakta tutulur.Çünkü miras bırakanın iradesi miras hukukunun temelini oluşturur.



Yorumlar
Yorum Gönder