ADALETİN PENÇESİNDE ; İKİNCİ BÖLÜM
İKİNCİ BÖLÜM ; MAKİNELERE DİREN
Düşünmeyen sorgulamayan kitlelelerin oluşturdugu insan yığınının ortasındayım.Direnmeyi unutan bu kitleler sadece nefes alıp veriyorlar.Duvarlarda sonradan gördüğüm bir yazı var." HATALAR YAPTIN .
BUNLARLA YÜZLEŞME ."Oysa ki Barış dünyada söylenebilecek en güzel en anlamlı kavramlardan biridir . Heleki geçmişimizle hatalarımızla affedemediklerimizle yüzleşemediysek .Geçmişimizle yüzleşemememizin neden olduğu sonuçlar hep Geçmişimizin Gölgesinde yaşamamıza sebeb olur . Geçmiş bir gece kabusu misali üstümüze çöker.Uyanmak isteriz izin vermez bizi daha çok aşağılara çeker.Geçmiş adeta canavarlaşır ve simgesel bir kayboluş silsilesine dönüşür . Nefes aldığımız hiçbir an peşimizi bırakmaz.Bogazımıza düğümlenir nefes almamıza dahi izin vermez . Geçmiş bir gölgeler misali peşimizi takip eder.Bir Hukukçu ele aldığı davalara dosyalara yaşamının tamamını ayırmamalıdır yoksa kendini vicdan azabının ve en önemlisi Geçmişin Gölgesinde yaşamaya mahkum eder.Hayatta kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik geçmişimizle barışabilmekten geçer.Barışmak karanlık rüyalardan uyanabilmenin bu gölgeleri aşmanın anahtarıdır. Işte yapay zekanın oluşturduğu bu makineler Burada hapsettikleri insanları hep yanlışlarının gölgesinde yaşamalarını hatalarının sebeb olduğu pişmanlıklarının onların nefes dahi almalarını istemiyorlardı.Oysaki Insan hata yapar .Doğal olan bunların unutulması degil bunlarla yüzleşilmesidir.Yüzleştikçe onların boynundaki simgesel kelepçelerden kurtulabilirler. Asıl olan Insanın hatalarını karşısına alıp daha iyiye ulaşmasındaki çabasının oluşturduğu yolculuktur.Etrafımdaki yaşamayı unutmuş canlılara bakıyorum.Bir kişi arıyorum makinelere karşı direnmeyi amaç edinmiş düşünen gözlere.Baglı bulundugu sisteme karşı direnebilmiş gözlerdir Insanlığı kurtaracak olan .Korkmadan haykırarak ben buradayım diyen bir çift göz.Sağıma bakıyorum. Aynı kıyafetler aynı saç kesimi.Aynı donuk bakışlar.Oturuş şekilleri bile aynı.Ayakta dururken kollarını daha özgüvensizce tutuyorlar.Bir insanı insan olmaktan çıkarabilmenin yolu onun özgüvenini kırmaktır.Böylece artık onun elindeki direnme gücünü elinden alırsınız ve karanlıklara meydan okumadaki cesaretini kaybeder.Hiç kimse niçin bakıyorsun bile diyemiyor.Hak arama özgürlüğü kavramını unutmuşlar.Bu kitlelerin yerini sorgulayan araştıran insanların alması lazım ancak bu sayede Buradan kurtulunabilir.Evet artık kararımı verdim buradan kurtulurken yalnız gitmeyeceğim.Onlarda benimle gelecek.Geçmişleriyle yüzleşebilmenin ne anlama geldiğini yeniden hatırlayacaklar.En önemlisi cesaretlerini özgüvenlerini yeniden toplayacaklar.Yeniden insan olmayı öğrenecekler.Ama bunu tek başıma yapamam benim gıbı düşünen bir tek kişiye daha ihtiyacım var.En büyük fikirler azınlıklardan çıkar çünkü.Sorgulayabilen kitlelerin oluşturduğu azınlıklardan .Etrafıma yeniden bakıyorum biri.Sorgulamayı düşünmeyi unutmamış bir tek kişi.Ilk çabalarım sonuç vermiyor.Kimse dönüp benimle göz teması kurmuyor."TANRIM NE OLMUŞ BU INSANLARA ESARETI NE ÇABUK KABULLENMIŞLER ? " diyor iç sesim.Bunu hafifçe yüksek bir tonla söylüyorum .Kimse bana eşlik etmiyor.Biraz daha yükseltiyorum ses tonumu cevap veren olmuyor.Her seferinde biraz daha yükseliyor sesim.En sonunda tam dizçökerken tam o anda biri cesur bir yürek bana dogru bakıyor.Donuk bakışlarının yerini sorgulayan gözler alıyor.Yaklaştıgı tehditkar adımlar direnmeyi unutmadıgının göstergesi .Adeta gel beni kurtar diyor bakışlarıyla.
Karanlıktan çıkan yüzü benim önüme geldiğinde netlik kazanıyor. Yaşlı yüzü tüm odayı aydınlatıyor.Ve ağzını açıyor.Çıkan kelimeler beni ve odadaki herkesi şaşırtıyor."DIRENMEK ÖZGÜRLÜKTÜR.ILETIŞIM INSANI INSAN KILAR.SORGULAMAK CESARET VE ÖZGÜVEN INSAN OLMANIN ANAHTARLARIDIR."Gözlerimdeki ümitsizlik yüz ifademdeki çaresizlik yerini umuda bırakıyor.Istedigim buydu işte direnen pes etmeyen cesaret özgüven sahibi biri var.Yaşlı adam usulca bana yaklaştı.Az önce kurduğu cümleler Bilinci kapalı başkaldıramayan insanları dahi etkileşmişti.Insanlıgın en kötü duruma düştüğü. anlarda direnme eylemi için o büyülü sözler adeta bir BİLİNÇLENDİRME dersi mahiyetindeydi.Cahil halk kitlelelerinden okuyan araştıran sorgulayan milletler yaratma eylemi olan Bilinçlendirme direnişin vazgeçilmez unsuruydu.En bilgisiz kimselere cesaret veren büyülü bir sözcüktü.
Toplumda yaşayan her bir bireyin " Ben Kimim ? " sorusunu kendine soran kimselerin oluşturduğu halklar uzun ömürlü olurlar.Birbirleriyle ayrım gözetmeden kenetlenirler.Sergiledikleri örnek davranışlardan dolayı insanlıgın temsilcisi olacakları için gelişmekte olan sorgulama yeteneğini yeni keşfetmekte olan toplumlar tarafından örnek alınırlar.Bilinçlendirmenin temel unsuru eğitimdir. Her bir bireyin sorgulamasının araştırmasının temel alındığı nitelikli bir eğitim. Yaşlı adam benimle aynı hizaya geldikten sonra gözlerime doğru baktı , hafifçe öksürdü arkasındaki demir parmaklıklara tutunarak sendeledi ve ağır aksak konuşmaya başladı." Genç adam .Bizler bu coğrafyanın her bir köşesinden robotlarla karşılaşmasından sonra getirilen Robotlaşmış Insanlarız.Direnmeyi sorgulamayı iletişimi unutup aklımızı robotlara esir ettik.Yalnızca ben Robot gardiyanların talimatlarını yerine getirmedim tüm kalbimle. Getirmiş gibi yaptım.Digerleri ise an be an denetlendiler .Artık muhakeme yeteneklerinden eser kalmadı."Ne yaptıklarını anlamıştım .404 Kodlu kıdemli bir robot olan Murat bu zavallı insanlara benim ona verdiğim tümevarım yoluyla vermiş olduğu eğitimin tersini uygulamıştı.Bunu metot olarak benimsemişti.Ters bilinçlendirme adı verilen bu eğitimi onlara yıllar süren aşamalı bir şekilde uygulamıştı.Yaşlı amca öksürmeye devam etti.Soluk rengi iyi beslenmediğini gösteriyordu.Tekrar yavaşça konuşmaya başladı.
"Adım Alper.Emekli bir Yargıçım.Yıllar önce buraya getirildim."Derin bir iç çekti.Uzun zamandır konuşmadığı iletişim kuramadığı halinden anlaşılıyordu.Insan eğer tam anlamıyla iletişim kuramazsa temeline ihanet etmiş olur.Yaşayamaz.Adeta bir makineye dönüşür.Yorulmaması için oturaga oturmasını rica ettim.Büyük bir sakinlikle " Robotlara hukuki düşünce altyapısını kazanabilmesi için çıkan kanun teklifi bizim sonumuz oldu.Bizi bir bilinmezliğe hapsetti.Onlara verdiğimiz bu eğitimi bize karşı bir silah olarak kullanıp bizi ele geçirdiler."Aniden gözleri açıldı.Arkama dönüp baktım. Uzaktan bir insan silueti berildi.Parmagı ile onları işaret etti.Bir insandı uzaktaki kişi.Buradayız bizi kurtarın dememek haykırmamak için kendimi zor tuttum.O an bileğimi tuttu.Bir parmağıyla onları işaret etti.Tüm bedeni her hücresiyle titriyordu."En önemlisi Onlar ,insanlara ihanet ederek robotların kendi isteği ile kölesi olmayı tercih edenler. " dedi.Sonra arkalarında bulunan yazıyı gösterdi."EN IYI INSAN ÖLÜ INSANDIR."Varlıklarını daha önce duymuştum .Insanları yok etmek için makinelerle işbirliği yapan kendilerini teslim eden Yeni Robotlar.Ortak dünyanın menfaatlerini düşünmeyenler. Ne yapılmalıydı ? Tek başıma gitmek ilkelerime yaşama amacıma ters olacaktı.Tek bir insanı kurtarmamak tüm insanlığa ihanettir.Hep birlikte kurtulmanın bir yolu olmalıydı. Son derece sessiz bir ses tonu ile söyledim.
"ONLARI KURTARMAK ISTEMEZMISIN HEPIMIZI KURTARMAK ? O HALDE ONLARA YENIDEN INSAN OLDUĞUNU HATIRLATMALI ONLARI BILINÇLENDIRMELI."Amca bana baktı imkansız ispatlanamayacak kadar zor birşey söylemişim gibi. Sanki bakışlarıyla bana Teslim olma diyordu.Ama O an sustu ve kendi yatağına gidip sadece dinlenmeyi tercih etti.Belkide güç toplamayı istiyordu belkide pes etmek seçeneğini kolay olanı tercih etmişti.Ama BİLİNÇLENDIRME seçeneği sonsuza dek ruhuna kazınmıştı.Yavaşça bedenime uyku ağırlığının çöktüğünü hissettim.Gözkapaklarım kapanıncaya kadar o Sihirli sözcüğü söyledim.BİLİNÇLENDIRMEK
Kaçıyoruz nereye gittigimizi bilmeden.Tek sevincimiz bizi hapsettikleri o alandan kurtulmuş olmamız.Yeniden insan olabilecegimizi hatırlıyoruz bu bile en sevinçli olmamız için bir işaret.Nerede olduğumu bilmiyorum ama O yerden kurtulduğuma seviniyorum.Direniş aklıma geliyor.Bilinçlendirme bu sihirli sözcükleri herkes hep bir ağızdan söylüyor.Robotlara başkaldırıyorlar.Artık gerçek bir insan olabilmişler.Çünkü kurtulmayı deniyorlar.Kurtuluş kelimesi süslüyor her bir anımı.Etrafımın makinelerle çevrili olduğu bu ölü mahzenden sonunda kurtulmuşum.Dışarıdayım elimde mekanik bir silah.Bir robot bana dogru yaklaşıyor .Elindeki silahı uzaktan alnıma doğru doğrultuyor.
Ateşliyor .Yere istemsizce düşüyorum Sagıma bakıyorum .Sagımda yaşlı bir amca son nefesini veriyor bedeni ruhundan ayrılmamak için direniyor.Görüntüsü netlik kazanıyor.Bu Alper amca. Bana bakıyor ağzından akan kanlara hakim olamıyor.Kırmızı kan zemini toprak zemini süslüyor.Son sözlerini söylüyor." Onlar kazandı Evlat.Başarısız olduk."Etrafıma bakıyorum robotların oluşturduğu hapishanede yaşayan insanlar makinelere karşı direnmişler ama direniş sonuç vermemiş.Cansız bedenleri yerde uzanıyor.Uzakta bir kapı var .O an benim için biçilmiş bir hazine niteliğinde .Yaralı bir şekilde koşuyorum.Attıgım her adım beni kurtuluşa daha çok yaklaştırıyor.Bir yandan aldığım kurşun darbesinin acısı beni kahrederken bu kapı ise bütün acılarımı unutturuyor.Robotun silahından çıkan bir kurşun bedenimi yaralıyor.Elimle yaralanan bölgeye bakıyorum. Kırmızı kan var.Yerler kanla dolu.Yere düşüyorum.Başkaldırı ve direnişi daha fazla görmek istiyor ruhum.Ama uykuma daha fazla hakim olamıyorum . Gözkapaklarım yavaşça kapanıyor.Elim toprak zeminle buluşuyor.Gözlerim kararıyor.
Gözlerim açılıyor daha sonra.Bır rüya gördügümü sonradan algılıyorum.Rüyanın hala etkisindeyim.Uyandıgımda bir adamla boguşuyorum .Bırak beni diyorum.Haykırıyorum ama çabalarım sonuç vermiyor.Uyandığımda hapishanedeyim.Kendime geliyorum aynı yer.Aynı yerde herkes yaşıyor nefes alıyor.Alper Amca beni tutuyor. " Korkmuş olmalısın evlat .Rüyanda savaşıyordun. "diyor endişeli bir şekilde. Gözlerimde umut var.Bedenime kurtuluşun ihtimali yansıyor.Yüz çehrem genişliyor.Direniş bilinçlendirme kavramları benim için daha çok anlam kazanıyor."Evet Alper amca.Kurtulmuştuk bu alandan .Herkes bilinçlenmişti.Direniyorlardı.Ama çabalarımız sonuç vermedi.Ama makineler hepimizin sonunu getirdi.Denemek de güzel."Bazen zafere ulaşmaktan çok zafere ulaşırken edinilen çabalar daha kutsaldır.Kimsesizlerin direnişin sembölüdür DENEMEK.Makineler bize dogru geliyor.Birinin adını zikrediyorlar.Herkes korku ve panik içinde.Kadınlar örtülerin ardına sıgınıyor .Erkekler duvarları sımsıkı tutuyor.Bense korkmadan meydan okurcasına gözlerinin içine bakıyorum.Ben Buradayım diyerek.Kelimeler netlik kazanıyor.Beni çağırıyorlar. Omuzlarım hiç olmadığı kadar dik. Ruhum hiç olmadığı kadar korkusuz.Umuda kaçtım. Makinelere direndim .Bilinçlendim.Cesaret Artık benim tek sıgınagımken beni artık kim korkutabilir ?Kapı açılıyor hızlıca.Odadaki panik hali artıyor.Beni kollarımdan kelepçeleyip Boynumu sıkıca tutuyorlar.Gidiyorum ölüme gidiyorum belkide .Ey benim korkularım yok olun ey benim cesaretim bir zırh gibi ruhumu kuşanın.Merdivenlerden yukarı çıkıyoruz.Paslı ve kirli merdivenlerden.Bu sefer attığımız her bir adım sonrası etraf karanlıklaşıyor.Aydınlık yerini karanlığın hakimiyetine bırakıyor.Robotların yüzlerinde sinsice bir gülümseme beriliyor.
Beni karanlık bir odaya getiriyorlar.Etrafta saçma makineler odanın ortasında eski bir sandalye var.Masanın üstünde ise bir çekiç var.Ve Elektirikle çalışan bir kablo.Bana eziyet edecekler. Çağdışı yöntemleri makineler üzerimde deneyip diğerleri gibi olmamı direncimin kırılmasını ve onlara robotlara itaat etmemi bekleyecekler.Ne yaparlarsa yapsınlar kendim olmaktan ödün vermemeliyim.Insan olmaktan vazgeçmemeliyim.Çok gelişmiş makinelerin orta çağ zihniyetine sığınmış olması beni güldürüyor.Bana bakıyor içlerinden biri neden gülüyorsun diyor korkutucu bakışlarla aldırış etmeden gülmeye devam ediyorum.Otoriterleşme ve totaliterleşme baskı araçlarının yaygın olduğu rejimlerde çağdışı yöntemler mübah kılınır.Işte robotlarda bu baskı araçlarına sığınmışlar.Kelepçemi çıkarıyorlar. Sandalyeye götürüyorlar.Zorla o eski tahta sandalyeye oturtuyorlar.Kendime o an bir söz veriyorum."BANA NE YAPARLARSA YAPSINLAR DIRENMEYI VE BILINÇLENMEYI DENEMEKTEN VAZGEÇMEYECEGIM."



Yorumlar
Yorum Gönder