ÇİÇİ'NİN LABİRENTİ ; BİRİNCİ BÖLÜM
Güneşin ilk ışıklarının yeryüzüne vurduğu an uyandım.Bir yanda karanlığın gökyüzünü kaplayışı bir yanda yeni doğan güneş.Güneş gücü yansıtır ,gece ise acizliği zayıflığı .Gücü yansıtır çünkü yeryüzünde yaşayan tüm canlılara gecenin bittiğini söyler aydınlık geliyor karanlıkta boğulmayın umudun sizi çevrelemesine izin verin der.
Gece ise sondur aslında karanlıktır gökyüzünün bu yüzden acizliğini yansıtır.Ben de yeni doğan güneşte her seferinde umudu görüyor ülkemizin geçtiği sallantılı yolculuktan kurtulabileceğini gerçek anlamda insan haklarına dayalı bir hukuk devleti olabileceğini görürdüm.Güneş bize her sabah yeniden doğduğunda şunu derdi korkmayın direnin aydınlık günler güzel günler gelecek .Henüz 13 yaşında olmama rağmen hukuk siyaset gibi konulara oldukça ilgim fazlaydı araştırmacı öğrenme aşkı tüm ruhumu yansıtıyordu bu istek yaşıtlarımın göremediklerini görmemi sağlıyor onları yönlendirebilecek potansiyelimin olduğunu bana hatırlatıyordu.Gerçek anlamda modern bir hukuk devleti olmayı başaramamış bir ülkede yaşıyordum demokrasisi hep kesintiye uğramış bir ülkeydi burası.Vatanım bir gün kurtulabilecek mi ? Evet dedi iç sesim.Güneşe bak umudu gör.Umut kimsesizlerin kimsesidir umut direniştir umut insanlığı yansıtır umut büyülü bir sözcüktü her zaman muktedirden korkmamayı anımsatıyordu bizlere .Balkona çıkıyorum güneşi daha net görebilmek için.Ruhumun açlığını gideriyor Güneş insan kalmamı sağlıyor.Evimizin civarında ki parka gözlerim takılıyor.Oyun oynamak istemiyorum.Fakat parkın sonuna doğru var olan karanlık labirenti ölesiye merak ediyorum koşmak istiyorum oraya .Mantığım evde kalmam gerektiğini söylüyor gitme hapsolabilirsin.Ruhumsa arayış içinde labirente girmek orada ne olduğunu öğrenmek istiyorum.Ruhumu dinlemek istiyorum evimizin kapısını açıyorum ve koşuyorum bilinmezliğe hapsolmaya gidiyorum kalbimi esir alan merak duygusu hep labirentin içinde kalmam gerektiğini söylüyor.Ardıma bakmadan koşuyorum.Parka varıyorum labirent tüm gizemiyle ve ihtişamıyla beni bekliyor.Girsem labirentten içeri geri dönebilecek miyim ?Geri dönmek mi ülkenin haline bak Cenk diyorum kendi kendime geri dönsen seni nasıl bir hayat bekleyeceğinin farkında değil misin ?Koş Umuda koş ardına bakmadan koş !Labirentin içine
giriyorum geldiğim yön nerede unutuyorum ardıma bakıyorum bilinmezlik önüme bakıyorum
yine bir bilinmezlik .Burada hapsolmaktan ölmekten korkuyorum. Labirent e güneş
ışınları yansımadığı için oldukça
karanlık karanlığın içinde beyazımsı bir at şeklini görüyorum bana doğru
geliyor o kadar güzel ki sanki ıssız bir adanın kıyısındaki karanlık okyanusun
içinde bulunan bir inci gibi.Ona adım attıkça irkiliyor benden adım adım
uzaklaşıyor gitmek üzereyken dur gitme diyorum sana bir zararım dokunmayacak
kayalığa çarpıyorum yere düşüyorum uzanıyorum yer boyunca elim ise devasa güzellikteki
ata doğru uzanmış.Yaratık sola dönüyor artık kaçmıyor benden yaklaşıyor bana
.başını önüne eğiyor ayağa kalkıyorum ona dokunmak için her hareketimde
çekiliyor başını benden uzaklaştırıyor.korkma sana zarar
vermeyeceğim.Labirentte sesim yankılanıyor.Dudakları açılıyor konuşmaya
başlıyor belki hayatımda duyduğum en tiz ses tonu bu neden buradasın buraya
gelmemeliydin ?Gülümsüyorum sadece merak umuda kaçış diyorum.Ben Çiçi diyor
bana bakarak labirentte hapsolan tek güzellik labirente hoş geldin.



Yorumlar
Yorum Gönder