GÜNCEL ÖZEL HUKUK PROBLEMLERİ
İLK PROBLEM ; HAKSIZ FİİL VE MÜTESELSİL SORUMLULUK ÜZERİNE
Türk Borçlar Kanununda 61.Maddesinde açıkça belirtildiği üzere '' Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' Peki haksız Fiil en basit tanımıyla nedir ? Bir Makalede açıkça belirtildiği üzere ''
Hukuk kurallarına aykırı bir biçimde Herhangi bir kişinin mal varlığı ya da şahıs varlığına zarar meydana gelme eylemine haksız fiil denir.'' Bu tanıma göre haksız fiilin dört temel şartı vardır ; hukuka aykırı bir fiil ,zarar ,kusur illiyet bağı.'' Bir trafik kazası bir seraya zarar verme haksız fiilin en basit örnekleridir. Trafik kazası gerçekleşti peki bu zararı gerçekleştirenlerden zararımızı nasıl tazmin edeceğiz ?Bu durumda edinilen zararımıza göre ya maddi tazminatı ya da manevi tazminatı tercih edeceğiz.
Haksız Fiil Nedeniyle Maddi Tazminatın kapsamı,
'' Fiili zarar(Malvarlığındaki aktif azalma), Yoksun kalınan kar(Fiil olmasaydı malvarlığında meydana gelebilecek çoğalma) ''olarak belirtilebilir. Edinilen gelir kaybına görünen zarara fiili zarar denirken en baştan meydana gelen zarara yoksun kalınan kar denmektedir. Biz şu ana kadar makalemizde hep bir kişinin meydana getirdiği zararı tartıştık peki ya zarar iki kişi tarafından meydana getirildiyse bu durumda kanunun tavrı nettir müteselsil borçluluğa gidilmesi yönünde telkinde bulunur kanun .Peki ya müteselsil borçluluk nedir ? Bir makalede geçtiği üzere '' Müteselsil Borçluluk : Borçlu tarafın birden fazla kişiden oluştuğu hallerde alacaklı(lar) ın borçluyu borcun bir kısmından değil tamamından sorumlu tutabilmesidir. Birden fazla kişinin meydana getirdiği sorumluluk olan müteselsil borçluluk haksız fiille birleştirildiğinde haksız fiilden doğan müteselsil borçluluk meydana gelir bu kurum da kanunda şu şekilde yerini almıştır.'' TBK MADDE 61 – Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.''
Bir Yargıtay Kararında müteselsil borçluluk şu şekilde ifade edilmektedir.'' BK'nun 50. maddesi; aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını, birden fazla kişinin ortak kusurlarıyla zarara birlikte sebebiyet vermiş olmaları koşuluna bağlamıştır. Buna göre, birden fazla kişi aynı zarara ortak kusurlarıyla sebebiyet vermiş olmalıdırlar. BK'nun 51. maddesi ise bundan farklı olarak, aynı zarardan dolayı birden fazla kişinin birlikte müteselsilen sorumlu tutulmalarını birden fazla kişinin bu zarardan dolayı ortak kusurları sebebiyle değil; hukuksal sebeplerle sorumlu olmalarına bağlamıştır. Burada müteselsilen sorumlu tuttuğumuz kişilerin, sorumluluklarının sebepleri farklı hukuksal nedenlere dayanmaktadır. Bu açıklamalar karşısında BK'nun 51. maddesine dayanan müteselsilen sorumluluğun sebebi haksız fiil, kanun veya sözleşme sebebiyle birden fazla kişinin sorumlu tutulmasıdır.''
İKİNCİ PROBLEM : AŞIRI İFA GÜÇLÜĞÜ VE SÖZLEŞMENİN YORUMLANMASI ,SÖZLEŞMELERDE DÖVİZ YASAĞI
Türk Borçlar Kanunun da aşırı ifa güçlüğü ve sözleşmelerin yorumlanması şu şekilde tanımlanmadır.'' Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.''
Örneğin A işyeri kiralamak istiyor ve B kiraya verenle anlaşıyor sözleşme bir süre sonra kiraya veren tarafından feshediliyor Kiracı A da birikmiş kiralarını ödememek için aşırı ifa güçlüğü sözleşmenin yeni hallere uyarlanmasını istiyor. Bir de anlaşılması güç olan şu hususu bir makaleden de alıntılayalım.'' Açıklama metninden anlaşıldığı üzere ; Uyarlama davası '' sözleşmenin imzalanmasından sonra meydana gelen, toplumun büyük kısmını etkileyerek kişilerin sosyal, ekonomik dengesini bozan olaylar sonrasında taraflardan biri için edimin ifasının katlanılamayacak hâle gelmesi durumunda açılan'' bir haldir.'Örneği biraz daha geliştirelim kiracı ve kiraya veren döviz üzerinden sözleşme yapmak isteseler yapabilirler mi ?Kanun da açık bir şekilde ifade edildiği üzere ''Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri, yurt içinde yer alan konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenemeyecektir.'' Sonuç olarak özel hukukta güncel problemler hayatın her alanın da karşımıza çıkmaktadır.Hukukçular bu tarz problemlere çözümler üretmelidir.



Yorumlar
Yorum Gönder